PJAK ve KODAR İran'a açılım projesini sundu - TAM METNİ OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Doğu Kürdistan Demokratik ve Özgür Toplum Sistemi (KODAR) ile Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) İran'a yönelik projesini yayınladı. Söz konusu proje aynı zamanda İran rejimine de sunuldu. "Demokratik Ulus", "Konfederalizm" ve "Demokratik Özerklik" sistemleriyle mayalanan projede, Temel sorunlar, yoksulluk, açlık işsizlik, doğa ve ormanların yok edilmedi, tekçi politikaların olası sonuçları ve çözüm önerileri sunuluyor.

PJAK nedir? Tam adı ile Kürdistan Özgür Yaşam Partisi, İran'da faaliyet gösteren, Abdullah Öcalan'ı lider olarak kabul eden ve PKK'nin İran yapılanması olduğu öne sürülen harekettir. KODAR da PJAK ile bağlantılı bir yapılanmadır.

Demokratik ve barışçıl bir projeye sahip olduklarını belirten KODAR ve PJAK, “İran devlet sisteminin toplumsal sorunlara karşı özellikle de Kürt sorununa karşı mevcut poltikasını yeterli bulmayarak devletten radikal; pratik adımlar atmasını” talep etti. Demokratikleşme projesine egemen siyasi ve askeri güçlerden bir açılımın da beklenmediğine vurgu yapıldı.

KODAR ve PJAK’ın İran için Demokratikleşme Projesi'nin tam metni şöyle:

Teorik bakışaçısı

İranülke olarak, Kürt kimliğinin oluşumunda önemli bir paya sahiptir. Kürtler ve Farslar arasındaki dil ve kültür yakınlığı bu oluşumda önemli yer tutar. Ortadoğu da İran, tarihin başlangıcın da doğal ve özgür toplulukların çıkış yaptığı, yaşandığı ve beşiği haline geldiği yerdir. Bu temelde İran toplulukları geçmiş ortak ve komunal kültüre dayalı olarak konfederal bir yaşama sahiptir. Tarihi toplumsal, özgürlükçü ve komunal değerler ve bunun için mücadele eden direnişçiler le doludur. Özellikle İran ve Kürt halkları doğal toplumlar sürecinden günümüze kadar ortak bir tarihi geçmişe sahip olup, sürekli haksızlığa, zulme ve baskılara karşı ortak mücadele yürütmüşlerdir. Kesinlikle ortak bir tarih, kültür ve zihniyet de halklar olarak birbirlerinin mücadelelerini etkiler hale gelmiştir. Kadim tarihte Kürt ve Fars kabileleri ortak bir konfederasyon da Asur imparatorluğuna karşı mücadele ederek günümüz 20. yüzyılı olan 1979 İran islam devrimine kadar birlik içinde mücadele ederek eşit ve ortak yaşamın en bariz örneklerini sergilemişlerdir. Konfederal yaşam hakiki geçmiş özüne dayalı olarak, zengin ve ortak bir kültürle İran ve Kürt halklarının tarihsel birlikteliğinde yaşam bulmuştur. Zağroslar ve Elborslar birbirinden ayrılmaz ortak kültürlerdir.

İran modern toplum zamanlarında da sürekli demokratik ve sol mücadelelerin de yaşandığı bir yer haline gelmiştir. Bu anlamda ortadoğu da İran ülkesi ortak toplumsal mücadelelerin en üst düzeyde geliştiği ve halklar arasında yaygınlaştığı coğrafyadır. 1979 İran halklar devrimi o dönemin halkları ve farklı toplumsal örgütlerin ortak mücadelerin ve direnişlerinin sonucu olarak gelişti . İran zengin bir toplumsal mücadeleler tarihine sahip olduğundan bu gerçekliğiyle 20. yüzyıla damgasını vurmuştur. Bu hakikatın özüne uygun olarak halkların ortak yaşam mücadeleleri günümüzde de halen sure gelmektedir. Halkların mücadelelerin özünde adalet ve eşitlik vardır. O yüzden tarihin geçmiş zamanlarında dönemin haksız ve baskıcı iktidarlarına karşı en güçlü tavrı koymasını bilmişlerdir. Fakat günümüz de kapitalist modernitenin hakim hale gelmesiyle iran devleti bu tarihsel ilkelere ters gelmektedir. Halbuki zamanında İran da halklarların mücadelesi kapitalist moderniteye karşı çok güçlü bir biçimde gelişti. Daha sonra İran rejimi Irak la savaşa girip hegemonik bir karekter kazanarak halkların ortak komunal değerlerinden uzaklaşıp ulus devlet iktidarıyla bütünleşti. Daha sonra gelişen süreç bütün farklılıkların, kimliklerin ve ulusların reddi ve inkarı üzerinden katı merkeziyetçi bir ulus politikasını izledi.

Tarihin başlangıcında doğal toplulukların ve komunal yaşam kültürünün geliştiği ilk yerdi. İnsanlık ve toplumsal kültüre beşiklik etmiş bir coğrafyadır. Bu yüzden günümüzde halklar ,için demokratik toplumsal bir yaşam sistemine ihtiyaç vardır. Bütün toplumsal, kültürel ve siyasi farklılıkları içine alarak yeniden halklar devrimine ve toplumsal hareketlere canlılık kazandırmalıdır.

İran tarihinin toplumsal mücadelesinde kadının öncü düzeyinde belirleyici bir rolü ve yeri vardır, ve günümüzün halkların özgürlük mücadelesinde de aynı rolünü devam ettirmektedir. Gelinen süreçte kadınların komunal kültür değerleri ve özgürlük mücadeleleri halkların özgürlük ve demokrasi mücadeleleriyle birleşmesi durumunda gerçek toplumsal özgürlük ve demokrasi mücadelesini kazandıracaktır.

Yaşanan bu büyük mücadeleler üzerinden yeniden ortak bir tarih ve zihniyetin inşa edilmesi için kesinlikle demokratik ulus ruhuna ihtiyaç vardır. Yegane birincil hedefi bu olmalıdır.

İ kuruluşunun 40. yılından sonra mevcut haliyle bir değişim dönüşüm sürecine girmiş bulunmaktadır İ islam devlet sisteminin uyguladığı yanlış politikalar sonucunda ortaya çıkan. Siyasi, ekonomik ve toplumsal alanda yaşanan yıkıcı krizler genel de İran I, özellikle de doğu Kürdistan ı çok derin sorunlara sürüklemiştir. Bir bütün politikanın mevcut iktidar sahiplerin de birikmesi ve bununla Kürt , Beluc, Arap, Azeri halklar üzerinde uygulanan asimilasyon politikaları ve ekonomik alandaki eşitsizlik bütünüyle devlet rejim politikalarına bağlanabilir. Yine Pastaran askeri gücün dış diplomasi ve politik alan da egemen olması ve bununla gelişen militarist uygulamalar zihniyet kaosuna işaret etmektedir. Bütün bunlar çökmekte olan ekonomik krizden ziyade siyasi ve toplumsal bir krize yol açmış ve beraberin de toplumsal bir patlamayı yaratarak halklar devrimine yol almıştır. Bütün bu gelişmeler ülkeye demokratik bir değişimi farz kılmaktadır. Buna karşılık eğer İran devleti toplumsal taleplere cevap olmaz ve anayasasın da gerekli demokratik dönüşümleri gerçekleştirmezse aşağıda sıralayacağımız şu tehlikeleri beraberinde getirecektir.

Birinci sorun = Yoksulluk, açlık, işsizlik, üretimde finans kapitalin artması, ordunun ve diğer devler kurumlarının finans ve ekonomiyi elinde tutması, ekonomik kaynakların tüketimi, toplumsal olarak ahlaki çöküntü, kadın üzerinde erkek egemen ve devletçi politikaların artmasıyla toplumun iradesizleştirilmesi, liberalizmi egemen kültür haline getirme çabaları dış, ilişkilerde artan problemler ve bir bütün faşizmin körüklenmesi,

Ikinci sorun = Doğa ve ormanların yok edilmesi, siyasi ve ekonomik çıkarlar uğruna baraj yapımı bununla beraber akarsu ve göllerin kurutulması, doğal zenginliklerin korunmaması yine kanserojen tarzda şehirlerin büyümesi, patlama düzeyine gelen nüfus artışı, uyuşturucu maddelerin artışı yine eğitim ve sağlık alanında uygulanan yanlış politikalar.

Üçüncü sorun =İranda yaşayan halklara karşı ulusal baskı olan, tek devlet, tek bayrak, tek din, tek vatan politikasını dayatarak, İran' da yaşayan diğer ulusların doğal yapısı olan kültürel mozaiği yok edip, tekçi zihniyeti egemen kılma, Kürt, Belluc, Ehwaz ve sınır bölgelerde yaşayan halkların sorunlarını güvenlik sorunu olarak ele alıp, bir bütün halkların sorunlarını görmezden gelme, bunun yanında siyasi açılımların önünü kapatarak, sivil toplum örgütlerine devletin hukuk ve yasalarını dayatma, halk serhildanların da ve gösterilerin de fiziki ve kültürel saldırılarda bulunarak, şiddet ve baskı politikalarını arttırma.

Denilebilir ki mevcut krizlerin nedeni tek başına devlet ve uyguladığı sistem değildir. Halklara karşı dünya da merkezi hegemonyanın egemen hale gelmesiyle esas aldığı liberalizm zihniyeti, İran İslam devletinin topluma dayattığı devlet politikalarıyla aynı düzeyde olup bu sorunlara temel kaynaklık teşkil etmektedir. Nasıl ki kapitalist modernite sistemi dünya da toplumları köleleştirmeyi esas alıyorsa, İran devlet sistemi de içerde halklara karşı aynı rolü oynamaktadır. Bu yüzdenİran devlet sistemi Dünya Kapitalist sistemin tamamlayıcısı olup bu kaosta onun kadar pay sahibidir. İran devleti mevcut politikalarıyla krizleri arttırarak halkları ve toplumları teslimiyete zorlamaktadır.

Genel de Ortadoğu da yürütülen ve merkezinde Kürdistan olan, 3.dünya savaşı iki farklı zihniyet olan kapitalist modernite ile demokratik modernite arasında yürütülen bir savaştır.

ve bölgesel egemen güçler Kürt kartına oynayıp kendi çıkarları uğruna Ortadoğu da yer alan kürt, Arap, Fars, Türk ve diğer azınlık halkları ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. .İranİslam devleti sağ sol kanatlarıyla kendi çıkarları üzerinde hem merkezi hegemonya sistemiyle hemde bu güçlere alternatif olan halkların üçüncü çizgisiyle çatışma ve mücadele halindedir.Yemenden Lübnana kadar '' Şii hilal stratejisini esas alarak savaşı körüklemekte ve, yüksek savaş teknolojisiyle yürütülen bu savaş Afganistan, Irak ve Suriye den sonra İran'ıda içine alma ihtimali yüksektir . İran devleti dışarda bir tehdit unsuru olarak tuttuğu Kudüs Tugayları ve içerde esas aldığı baskıcı devlet politikalarıyla bu tehlikelere karşı cevap vermektedir. Şu an 3. dünya savaşının psikolojik, ekonomik, siyasi ve toplumsal boyutları İran a nüfus etmiş durumda, bir askeri savaş ve dış müdahaleye açık zemin olmuştur. Bu savaşın önüne geçmenin tek yolu içerde halkların taleplerine cevap vermektir. Bu durumların devam etmesi halinde Rojhilat Kürdistan I da hem uluslararası hem de bölgesel savaşın merkezi haline gelebilir. İran halkları kesinlikle dışardan gelen hiçbir müdahale ve senaryoyu kabul etmemeli, çünkü katliam ve talandan başka birşey kendilerine getirmeyecektir.İçeride ulus devlet halkları bastırarak kandırmakta ,liberal ve reformcu kesimler de halkların ayaklanmasını ve başkaldırısını görmezden gelerek güç ve çıkar üzerinden mevcut sistemle ilişkilenmeyi esas almaktadır. Ayrıca dev güçler olarak bilinen Amerika ve Avrupa da İranıSuriye ve Irak haline getirerek enerji kaynaklarına sahip çıkmak istemektedir. Ayrıca kendilerini hem solcu hem de sağcı olarak gösteren güçlerin amacıda sadece devleti yıkmak onun dışında geleceğe ilişkin herhangi bir çözüm stratejileri ve programları yoktur. Böylece halkların devrim potansiyelini ortadan kalkarak toplumu 7 den 70 e tehlikelerle yüz yüze getirecektir. Dünya egemen güçler halkların sorunlarını baskı ve özel savaş yöntemleriyle çözmeye çalışıyorlar. ''ÖrneğinNükleer sözleşmeler, füze proğramları''gibi politikalar sadece hegemonya amaçlıdır, halkların talebi olan demokrasi ve özgürlükler le hiçbir alakaları yoktur .Halkların eylem ve mücadeleleri kapitalist modernite araçlarına yada iran devletinin iktidar oyunlarına alet olmamalı, çünkü bunların yol yöntemleri halklara hiçbir çözüm getirmeyecektir. Rejim bu süreçte devlet sorunlarını gerekçelendirerek içerde halkın sorunlarını bastırmak ve halk potansiyelini dağıtmak istiyor. çünkü halkın iradesi temel çözüm gücüdür, buda devletleri korkutan tek şeydir.

savaşta'' Kürdistan kültürel soykırım kıskacındadır''. Batılı savaş güçleri ve bölgede çıkar peşinde koşan bölge devletleri tarafından savaşın merkezi haline getirilmiş durumdadır. süreçte radikal bir ruhla İran halklarının yanında demokratik serhildanlarda yer alarak demokratik ulus hedefiyle demokratik özerkliğe adım atmak istemektedir. İran ulusları açısından demokratik ulus ve demokratik özerklik vazgeçilemez bir ilke değerindedir. Demokratik ulus ve demokratik toplum projeleri kendini yerel demokrasiler üzerinden inşaa eder. Kürt özgürlük hareketi özgür, demokratik ve radikal bir çözümü talep ermektedir. Ne uluslararası ve bölgesel güçler nede, muhalif güçler geleceğe ilişkin savaşı dışlayan bir demokratik projeye sahip değildirler. .Tam tersine ekonomik ,siyasi ambargolarla, askeri baskı ve tehditlerle halk üzerinde tehlike ve zorbalığı her geçen gün arttırmaktadırlar.Yine klasik ve liberal muhalefet güçlerinin tek amacı da ulus devletten kendi paylarını almaktır. Dolayısıyla halka öncülük yapamazlar ve radikal buldukları eleştirileri de Kabul etmiyorlar.

Halkların Demokratik devrimi

a-Halklar; İran ve Kürdistanda boy gösteren krizlerin çözümü için içerden ve dışardan projelere ihtiyaç vardır, Böylesi bir dönemde toplumsal güçler ile Özgürlükçü güçler içerden yada dışardan gelen antidemokratik ve merkeziyetçi projeleri Kabul etmemeliler, çünkü bir çözüm gücü değildirler. İran ın değişiminde uluslar arası projeler sadece birer etken olup esas olan toplumsal dinamik ve değişim gücüdür.Devlet içinde ki liberal kanat kendini muhafazakar kanattan daha iyi göstermeye çalışıyor, onunda tek görevi yada yaptığı, iş halkların devrim mücadelesi yolunda engel olmaktır. Yaşanan çeşitli krizlerinde etkisiyle mevcut toplumsal potansiyel demokratik çözüm için etkili olabilir. Ancak devletin reformcu ve muhafazakar kanatları bu potansiyelin önünü alma çabasındadır.

b-Halkların ayaklanmasıdemokrasi için esas adımdır;

2017 Aralık ayından başlayıp günümüze kadar süren eylemlilikler geçmiş toplumsal direnişlerin bir sonucu olarak her geçen gün artmakta esnaf, işçi, kadın ve gençler başta olmak üzere çeşitli biçimler de devam ederek radikal bir ruh kazanmıştır. Bu eylemliliklerle halk yaşanan krizlerin asıl kaynağının devlet zihniyeti olduğunu ve aynı düzeyde muhalif güçlerin duruşuylada bağlantılı olduğunu gördü ve bu mücadelenin kendilerinin irade ve kimlik savaşımını olduğunu anladılar.Buna göre içeriden yada dışarıdan herhangi bir güç bu iradenin önüne geçemez ve buna güçleride yetmez. Bu serhıldanlar ortak olup, Kürt, Fars, Beluc, Arap ve Azeri halklarının özgür ve demokratik bir yaşam için ortak bir zihniyete ulaşma çabasıdır. Kadınlar, gençler ve sivil toplum örgütleri bu serhildanların öncü ve esas gücüdürler.Bu ayaklanmaların başarıya ulaşmasında bugüne kadar bu toplumsal güçleri red eden hiçbir iktidar gücünü kabul etmemeliler tam tersi bunolara karşı güçlüve radikal bir ideolojik mücadele yürütmeliler.

Bu durumda İran devletinin toplumsal güçlerin taleplerini Kabul etmesi halinde iktidar amaçlı küçük ve dar çıkarlar uğruna devleti yada sistemi yıkma çabalarına girilmemeli red etmesi halinde de hem teorik hem de Pratik bir mücadeleyi kendilerine esas almak durumundadırlar. Toplum yaşadığı derin sorunlar ve krizler kadar politik bir duyarlılık ve bilinçlenmeyi de kazanmıştır. Kendi seçimini doğru zihniyeti ve direnişi esas alan güçlerden yana yapmalıdır. Bununla birlikte halkın seçimi radikal olmalı böyle olmaması durumunda hem devlet hem de muhalefet eskisi gibi kalmaya devam edecektir.İran da yaşanan siyasi ve toplumsal krizleri çözmenin tek yolu halkların büyük iradesi ve gücüyle mücadele alanlarında çözülecektir. Siyasi bir açılım da halkların bilinçve iradesiyle mümkün olabilir.İran rejimi halkların istek, hak ve özgürlüklerini kabul yada red etmesi halkların mücadele alanlarındaki duruşlarına bağlıdır. Böylelikle ne devlet sorumluluklarından kaçabilir nede halk devrimci görevlerinden uzak durabilir. Bu yüzden ne yetersiz mücadele duruşu nede devletin kandırmaca politikalarıyla bu sürece cevap olunamaz. İran devlet rejimi her zaman ki gibi ekonomik krizler den çıkış yapabilmek için yine kendini herşeyin merkezi haline getirerek ve siyasi toplumsal krizlerin çözümü için de bağımlı politikalara başvurarak halkı eskisinden daha fazla devlete bağlamayla eylemsiz ve mücadelesiz kılmak isteyecektir. Net olan birşey var ki oda İranda yaşanan halk ayaklanmalarının kısa vadeli olmayıp uzun bir sure daha çeşitli biçimlerde devam edeceğidir. Bu dönemde referandum yada yurttaşlık gibi konuları gündemleştirerek esas sorunları sıradanlaştırıp asgari bir çözüme razı edilme gibi politikaları gündeme getirebilir buna göre halk nihai amacına ulaşana kadar mücadele ve eylemliliklerine devam etmelidir. Devlet rejim güçleri ile muhalif güçleri çeşitli ikiyüzlü ilişki ve ittifaklarla halk eylemliliklerini etkisiz kılmamalıdırlar.

demokratik dönüşüm ve çözüm devlet yada dış güçler olmadanda mümkündür. Devlet rejimi halkların hak ve özgürlük taleplerini Kabul etmek için hazır değilse , halkın kendisi ülkenin demokratikleşmesi için mücadele etmeli ve adım atmalıdır..Hiçbir devlet halkın mücadelesi olmadan demokrasiyi geliştirmez .Bu yüzden halk alanlarda büyük bir çaba ve emekle vereceği demokrasi mücadelesini kazanacaktır.

c- Hakikatleri Araştırma Komisyonu;

Eğer ülkenin iç sorunları barışçıl yollarla çözme imkanı yaratılırsa, toplum devleti ve uluslar arası güçleri hakikatleri araştırma komisyonunu kurmaya zorlamalıdır. Devlet ve toplum arasında boy veren siyasi, ekonomik, diplomatik ve askeri krizlerin çözümü için bu komisyonu kurma ve yürütme görevi bizzat toplumun kendisine aittir. Bu komisyonun görevi demokratik çözüm ve var olan kriz ortamında dışardan gelebilecek bir askeri müdahalenin önünü almak ve böylelikle İran ın Suriye gibi olmasına izin vermemektir. Yine bu süreçte devletin kendi eliyle yaratmış olduğu nükleer enerji programları, yada terörizm gibi sorunlar, yine dış müdahale olasılığı ve bir bütün devletin toplumla yaşadığı sorunlar İran üzerinde dış tehditler oluşturarak İran ı Suriye gibi yapma tehlikelerini doğurabilir.

d-Demokratik Sivil Toplum Örgütleri;

süreçte Demokratik, Sivil toplum Örgütleri toplumsal muhalefetin bir parçasını teşkil etmektedirler. Sivil toplum örgütleri toplumun yanında olup devletin bir kısmını ele geçirme gibi bir çabaları olamaz, devletten yana yada devletin bir parçası olmadıkları için kendileri bir değişim gücüdürler en önemlisi iradeleriyle bağımsız ve etkindirler.Politik ve demokratik toplum bir tehlikeyi oluşturmaz tersine imkan ve fırsatlar yaratır. .Devlete bağlı bir toplum hasta toplumdur. halkların birliği mücadele alanların da belirleyicidir. Gösteriler , iş grevleri gibi sivil itiatsizlik eylemleri, demokratik irade ve halkın özyönetimlerini belirleyici kılar.günİran da halklarının mücadelesi içerde ve dışarda dayatılan kapitalist moderniteye karşı demokratik moderniteye ulaşma mücadelesidir.Halkın gücü mevcut sistemler karşısında üçüncü büyük güçtür ve dışardan herhangi bir gücü kendisine esas almaz. Dış güçleri kendine esas almak Suriye, ırak, Afganistan v.b. gibi olmak anlamına gelmektedir. Tek çözüm yolu vardır oda İran ve Kürdistan halklarının öz yönetim ve Demokratik yerel yönetimler modeline kavuşmasıdır. Gösterilerin potansiyeli sadece bu değildir çok daha fazlası ve radikali yoldadır. Ulusmilliyetçilik, dincilik ve mezhep savaşları sadece halkları ve dinleri karşı karşıya getirir ve düşmanlık doğurur. Bağımsız ideoloji ve özdüşünce gücü ancak halkları ve toplumları kurban etmekten kurtarabilir ve nükleer enerji, siyasi ve ekonomik ambargolar , füze proğramları gibi durumlardan koruyabilir.
t-KADIN;

Sistemin toplumda yaratmış olduğu en temel sorun kadın sorunudur, bundan kaynaklıvar olan sorunların başında kadın sorunu gelmektedir. İran da kadına karşı siyasi, ekonomik, hukuki ve yönetim alanlarında mutlak devletçi erkek egemen zihniyeti dayatılmaktadır. Geçtiğimiz yılın sonundan başlayıp günümüze kadar süre gelen tüm eylemliliklerde kadınlar en ön saflarda yer alarak serhıldanlarda öncülük rolünü üstlenmişlerdir. Kadın toplumun demokratik mücadelesinin merkezin de yer almaktadır.Fakat kadına karşı yürütülen devletçi erkek egemen politikaları en üst düzeye ulaşarak bir bütün kadının varlığı ve iradesi yok sayılmıştır. Buna rağmen kadınlar özgürlüklerini kesinleştirme çabası içerisine girerek bütün toplumda cesaret ve güven kaynağı olmuştur. iran tarihinde gelişen bütün devrimlerde kadınların öncülük çabaları demokratik ve özgür bir yaşamı hedeflemekteydiler. Bu anlamda özgürleşen kadın özgürleşen toplumsal yaşamdır.

t-Gençlik;

Toplum içerisinde kadınlardan sonra sistemin kendisine kurban seçtiği diğer ikinci bir kesimde gençler, olmaktadır. İran devlet rejimini çeşitli kandırmaca uslüp ve söylemlerle yıkacağız diyen güçlere karşı inançları kalmayan gençler bu güçlerin halkların geleceği için hiç bir çözüm projesine sahip olmadıklarını gördüler. Sistemin yaratmış olduğu siyasi, ekonomik, sağlık, ve eğitim gibi sorunları çözüm gücü toplumun başlıca kendisidir ve öncü gücü de gençliktir. Gençlik hiçbir şekilde dışardan gelebilecek dış ve iç sahte senaryolara ve politikalara kendine kaptırmamalıdır.

KODAR ve PJAK’ın Çözüm Projesi

Doğu Kürdistan Demokratik ve Özgür Toplum sistemi (KODAR) ile Kürdistan özgür yaşam partisi (PJAK) sorumlu birer devrimci güç olarak büyük bir duyarlılık ve hassasiyetle İran ve doğu Kürdistan halkları üzerinde ki tehlikeleri ve zorlu süreci görmekte aynı zaman da ortaya çıkan fırsat ve imkanları da değerlendirmek istemektedir. KODAR ın iskeleti DEMOKRATİK KONFEDERALİZM, ruhu da DEMOKRATİK ULUS'tur. Demokratik özyönetim ile yerel demokrasiler bu system üzerinden kendini pratikleştirme imkanını bulur. KODAR ve PJAK başta İranve KÜRDİSTAN halkları başta olmak üzere bütün halkların özgürlüğü için mücadele eder. Demokratik ve Barışçıl bir projeye sahiptir. Buna göre İran devlet sisteminin toplumsal sorunlara karşı özellikle de Kürt sorununa karşı mevcut politikasını yeterli bulmayarak devletten radikal; pratik adımların atmasını talep etmektedir. Buna karşı marjinal olmaktan uzak mücadeleyi esas alan bir karektere sahiptir. Egemen siyasi ve askeri güçlerden bir açılımı beklemiyor.

a-Öncelikli olarak toplum

Halk; Toplumun özgürlük ve demokrasi mücadelesinden geriye dönüşü devrim ve direnişe karşı ihanet sayar ve direnişin temel gücünü toplum olarak belirler. KODAR belkide radikal bir yol haritasını devlet için değil, toplumsal güçler için doğru bir mücadele yolunu seçmeleri için sunmak istiyor. En önemlisi çözüm için ön gördüğü halkı ve toplumu örgütlemeyi ve ikinci adımda da içerde ve dışarda barışçıl yöntemlere dayalı çözüm projelerine önem veriyor. Halkı esas ve temel çözüm gücü görmeyen projeleri yanlış buluyor. ve kabul etmiyor Toplumsal sorunlardan 12 tanesini esas ve temel sorunlar olarak görmektedir.(devlet, güç)(siyaset, ahlak)(zihniyet, ekonomi) (endüstri, ekoloji)(kadın, aile)(nüfus, cinsiyetçilik(),şehircilik, sınıf, bürokrasi) (eğitim, sağlık)(militarizm ordu) ( barış ve demokrasi ) bu sorunların hepsi İran, Kürdistan ve tüm dünyada ortak yaşanan sorunlardır. Buna göre Kürdistan ın içinden ve dışından bütün Barışçıl ve demokratik projelere önem vermektedir.

ulus devletin siyasal İslamına karşılık Kültürel İslam İran toplumlarında her zaman büyük bir inançla bağlı kalınmıştır. Dolayısıyla toplumsal inanç değerleriyle KODAR ın ahlaki ve politik toplum değerleri özgürlükçü yerel demokrasiler üzerinden bir araya gelir.

b-KODAR'ın Demokratik ulus projesi;

Devlet kurma amaçlı ulusal savaşlar ve tek ulusa dayalı devlet sistemleri çağımızın çok kanlı geçen tarihsel eylemlerdir. Ulusun temel tanımı öncelikle bilinç, zihniyet ve güven ortaklığıdır. Bu durumda demokratik uluslar ortak bir zihniyet dünyasında bir araya gelen halk topluluklarıdır. Böyle olan bir ulusta dil, din, kültür, Pazar, tarih ve siyasi sınırlar esas olmamaktadır, sadece birer faktördürler. Bu yüzden zihniyet sorunu önemli ve öncelikli temel bir sorundur. Dolayısıyla zihniyet iskelet ve ruhuyla bir bütün halinde olmalıdır. Demokratik ulusta zihniyetin temelini demokratik özyönetimler oluşturur. Özgür iradeye dayanan ve ortak bir zihniyetle kendilerini yöneten toplumlar demokratik özerkliği elde etmiş toplumsallıklardır. Halkların özyönetim sistemi olan siyasi otorite ve KODAR ın sahip olduğu bu demokratik model tüm İran ve Kürdistan halkları içindir. Dokuz önemli boyutla demokratik ulusu hedefler. Kültürel, siyasi, ekonomik, toplumsal, hukuki, diplomatic, demokratik komünler, birey, özgür yurttaşlı k, özgür eş yaşam ve öz savunma boyutlarıdır.

KODAR Demokratik ulusu oluşturmada özyönetimler ile yerel demokrasiler projesini sunuyor buna göre İran devleti ile uluslararası toplum tavrını belirleyecektir. Tarih te kanıtladı ki ulus devlet sistemi başta Kürt halkı olmak üzere bütün İran halklarına sürekli adil olmayan, güvenlik politikalarıyla yaklaşılmış ve hiçbir çözüm getirememiştir. KODAR savaşı esas almayan demokratik bir çözümden yanadır. Hem uluslararası hem de bölgesel olan Kürt sorunu gibi bir sorunun içini bulanıklaştıran, anlamsız ve sıradanlaştırmak isteyen güçlere karşı tavrını belirleyecektir. Demokratik Ulus projesi halkların birlikte ve özgür yaşamasıiçindir. Güç ele geçirme, ülkeyi bölme ,tek bayrak-tek din-tek ulus zihniyet dayatmalarına sonuna kadar karşıdır. Kadın özgürlüğüne en az tüm toplumun özgürlüğükadar önem vermekte ve kadın özgürlüğünüdemokratik devrim olarak tanımlamaktadır. Kadın, gençlik ve ekolojiyi devrimin üç temel boyutu olarak esas almakta buna göre bu üç boyutu esas almayan projeleri klasik, geri ve liberal bulmaktadır.

c- KODAR ve mücadele ilkesi

KODAR yerel demokrasiyi ve özgürlüğe dayalı demokratik yönetimleri hedefler, dolayısıyla İran devlet sistemini olduğu gibi Kabul etmez. KODAR mücadele düzeyini devletlerin isteğine göre belirlemez. Mücadele projesini halkın talepleri doğrultusun da belirler. Meşru savunmayı ve demokratik tavrını egemen sistemin inkar yada savaşı dayatması durumun da toplumsal mücadelenin temel prensibi sayar. İran devlet sistemi eğer barışçıl bir çözümü Kabul etmeye hazır değilse toplumsal güçlerin kendileri demokratik özyönetimlerini teşkil eder ve demokrasiyi ülkede geliştirmeye özen gösterir ve sonuç olarak sistem de bilmelidir ki çözüm devletsiz de gelişebilir.

KODAR sistem olarak partilerden daha geniştir, projesi de İrani ve Kürdistani olarak bütün halkları kapsar.

d-KODAR'ın Kürt Sorunu çözümü

İran devlet rejimi, içine girdiği durumdan kaçabilir, nede dış güçler olan Amerika yada batılı güçler Kürtleri yok sayıp rolünü inkar edebilirler. Kürt halkıDemokratik moderniteyi geliştirerek kapitalist moderniteye karşı etkili bir potansiyele sahiptir. Kürt ve Sivil olan hiçbir parti yada örgütü payesiz bırakmaz. Kürt ulusal birliğin yanında İran halklarının birliğinide esas alarak geniş bir sözleşmeyi önermektedir.KODAR halkların demokratik taleplerini esas alarak buna göre kesinlikle halkı bölen, demokratik katılımı zayıflatan ve Kabul etmeyen klasik kürt güçlerin politikalarını kabul etmeyecek, ama aynı zamanda her koşulda demokratik çözüm projelerinin de destekleyicisi olacaktır.

KODAR restorasyon ve reformasyon yerine köklü değişimleri esas alıyor. Ayrıca KODAR'ın politikası zaman aşımına uğramaz ve eskimez, geleceği öngörerek tavırları yerinde ve öngörüleri doğru çıkmıştır. Kürt ulusal birliği ile iran halklarının birliği tarihsel sorunların çözümünde aynı felsefe ve projeye sahip, ortak bir zihniyeti dayatmaktadır. KODAR iran ve Kürdistan da sadece kendini esas almaz, aynı zamanda sadece kendini dayatanlarıda Kabul etmez. Kodar, demokratik katılım esaslarını hem Kürt güçleri hemde, İran halkları üzerinden gerçekleştirir. KODAR sivil toplum örgütlerin rolünü en az siyasi partiler kadar önemli bulmakta ve devlet dışı muhalif güçler olarak görerek onların demokratik ulus birliğine ve sorunların çözüm sürecine katılımlarını teşvik eder. Sivil toplum örgütleri devletin karşısında yer alarak konfederalizmin temelini sayar.

KODAR meşru savunma güçlerini İran ve rojhılat Kürdistan ın demokratikleştirilme projesine hizmet sunan ve savaş talebi olmayan savunma amaçlı toplumun yararına mücadele eden bir tehdit gücü olarak değil, toplumsal bir fırsat olarak değerlendirmektedir.

H- KODAR' Demokratik projesinin pratikleştirme boyutları

KODAR İran'da yaşanan sorunlar ve Kürt sorunun çözümü için siyasi açılım ve atılacak Pratik adımlar için net ve radikal boyutlar söz konusu yapıyor. Bu boyutlar olmadan ne İran devlet rejimi, ne herhangi toplumsal bir güç ve nede uluslararası güçler bu sorunları çözme gücü vardır. Tek doğru yol olarak 'demokrasi sorunu, İranın demokratikleştirilmesi, anayasanın ve ulusun demokratikleştirilmesi ve bu temelde demokratik ulusu öngörür. KODAR sorunların demokratik yol ve yöntemlerle çözülmesine kendisini hazırlayarak (devlet + demokrasi ) formülüne dayalı olarak İran’ın siyasi ve kültürel bütünlüğünü esas alarak demokrasinin garantisini bu atılacak Pratik boyutlar da görmektedir.

1-Hukuki boyut: Hukuki boyut için bugünki anayasa yerine demokratik bir anayasa hazırlanarak kadınların halkların, inançların, ve toplumun diğer farklılıklarını kapsayıp korunmalı. Aynızamanda bireysel ve kollektiv haklar göz önünde bulundurarak bu maddelerin anayasa da net bir biçimde vurgusu yapılmalıdır.

2-Yurttaşlık ve yerellik boyutu: ortak vatan birliği anayasada net bir şekilde vurgulanmalı ve bütün halkları ve ulusları içine alarak özgür birey ve demokratik yurttaşları olmalı.Bununla beraber ortak vatan, ekolojik ve demokratik toplumun yaşam yeri olarak içinde tüm farklılıklar özgürce siyaset yapmalı ve yönetiminde yer almalıdır.

3-Toplumsal boyut: Toplum eğitim, sağlık, spor, kültür ve hukuk' gibi günlük yaşamsal faaliyetlere ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaçlar için devlet ve toplum diyalog içine girerek rekabete girişmektedir. Açık ki devlet kurumları bu ihtiyaçların karşılanmasında gerekli sorumlulukları adil bir şekilde üstlenmeyecektir. Kürt halkı kürtçe dilini geliştirmek için demokratik ulus çerçevesinde eğitim kurumlarını ve kültürünü genişletecektir. İran halkları ve özelliklede Kürt halkı İran ın ve Kürdistan ın kültürel bütünlüğünün önemli parçasını oluşturmaktadır, dolayısıyla onlarsız sorunların çözülemeyeceği bilinerek çözüm sürecine dahil edilmelidir.

4-Kadın özgürlük boyutu: Kadına karşı hukuk, siyaset, ekonomi ve yönetim alanlarında dıştalama, yok sayma ayrıca zor ve baskıya maruz bırakılma politikaları en üst düzeydedir. Bunlar devletçi erkek egemen zihniyetiyle bağlantılı politikalardır. Dolayısıyla kadının özgürlüğü sağlanmadan toplumun özgürlüğü ve demokrasisi gelişemez. Kadının ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı anayasada net bir biçimde vurgulanmalı. Bilinmelidir ki Kadın sorunu çözülmeden diğer sorunların çözülmeye çalışılması imkansızdır. .

5-Savunma boyutu: Çözüm sürecinde, yasaların belirlenmesinde bu boyut süreci etkisi altına almaktadır..Kürtler soykırım kıskacından çıkarak, özgürlük haklarından mahrum bırakıldılar. Böylelikle toplumsal savunmada özellikle kürtler için yasal garanti gerekmektedir. Bununla da kalmayıp, Kürt sorunu çözüm sürecindeİran devletine ait savunma gücü ve askeri kurumların radikal dönüşümden geçirilmeleri talep etmektedir., Meşru savunma ülkenin ve toplumun güvenliği için yine İran, Kürdistan da demokratizasyon ve barışçıl ortak bir yaşam için imkan sunmaktadır. Hiç bir güç için tehlike oluşturmamaktadır.

6-Ekonomik boyut: KODAR kapitalist modernitenin talan sistemine karşılık komunal ekonomik yöntemlerini esas alarak toplumu ve doğayı korur. Ortak işve çalışma ürünlerinde paylaşımcı kültürü esas alır. ,ekonomide dar çıkar anlayışına karşı toplumun genel çıkarlarını esas alır. Ülkenin tüm ekonomi kaynakları ve ülkenin her yerinde ve bütün toplumsal kesimler için de eşitçe paylaşmayı esas alır.

7-Ekolojik boyut: Endustriyalizm, ,doğal kaynakları talan etme ,ihtiyaçların çok üstünde baraj yapımı, doğa ve eko sistemin yıkılması, kanserojen bir şekilde büyüyen şehirleşme ve su krizi gibi büyük sorunları ortaya çıkardı. Ahlaki temeller üzerinde bu konuda demokratik çabalara ve devlet toplum birliktenliğine ihtiyaç vardır. Temel paradigmasıDemokratik ekolojik olan KODAR bu boyutta köklü değişimler talep etmektedir.

8-Diplomatik boyut:KODAR Demokratik Çözüm projesiyle İran için en uygun öneriyi sunmaktadır. İranın sorunlarını aşmada en önemli etken tüm etniksel ve ulusal farklılıkların esas alınmasıdır. Uzun zamandır İran iktidar güçleri ayırımcı ve güvenlik politikalarıyla Kürt ve Kürdistan soruna bakmaktadır. Bu doğru bir bakışaçı olmayıp tersine KODAR sınırları gözetmeden, şiddeti ve savaşı esas almadan kurmak istediği demokratik toplum sistemin de i (Belluc, Kürt, Arap, Azeri, Fars kimliklerini içine almakta ve kapsamaktadır. KODAR ın çözüm modeli devlete karşı olmayıp, demokratik konfederalizm ve sivil toplum birliğidir. Bu konuda tek başına devletlerin diplomatik kurumların sorunlara çözüm getirmeyeceğine inanmaktadır.

SONUÇ:

Toplumsal sorunların çözümünde toplumu iktidar yöntemleriyle yönetmek ve toplumun demokratik bir tarzda kendi kendisini yönetmesi iki ayrı şeydir. Demokratik yönetim ve hegemonik güç yönetimi birbirinden farklı yönetim biçimleri olmakla birlikte iki ayrı paradigmalardır. İktidarcıy önetim bireyciliği esas alıp geliştirerek toplumu parçalamayı ve krizi derinleştimeyi esas alır. Demokratik ulus paradigmasıyla KODAR tüm halkları ve farklılıkları eşit gözeterek, toplumsal özgürlüki çin mücadeleyi amaçlar. Her yurttaş ve demokratik ulus üyesi olan kişinin başlıca 3 esas görevi var.

Bunlar;

1- Entellektüel görev

2-Ahlaki görev

3-Siyasi görev

KODAR bu maddelerden yararlanarak, 12 maddeden oluşan toplumsal sorunlara çözüm geliştirir. İran Anayasasını demokratik yasalarla dönüştürmeyi önemli ve yaşamsal bulmaktadır. .Anayasada ortak ülke ilkesi net vurgulanmalı ve İranda yaşayan tüm halkları, inançları, kimlikleri, cinsleri eşit tanımlanmalı ve pratik adımları atılmalıdır. Mevcut durumun devam etmesi mümkün değildir. İran halklarının öncülüğü ve hakları için pratik adımlar meşrudur, bunun için halkı esas almak ve isteklerine cevap olmak varolan kriz ve kaosun bitişi ve çözümün gelişidir.

KODAR doğu Kürdistan demokratik ve özgür toplum sistemi toplumsal bileşenler ve aydınlar öncülüğünde bir demokratik ulus modelidir. KODAR’ın ulus devletle sorunu yasal ve resmi tanınmasıdır. KODAR yasal ve demokratik örgütlenmelere önem verir ancak devletin red etmesi durumunda iki ayrı otorite ve yönetime yol açacaktır. Bu da beraberinde sorunları ve varolan krizleri derinleştirecektir. Eğer sunulan projede toplumsal taleplere olumlu cevap verilmez, inkar, yoketme ve insanlık dışı yöntemlere başvurulursa açıktır ki KODAR da tek taraflı otorite ve yönetim çabası ve mücadelesi içerisine girecektir.

Doğu Kürdistan Demokratik ve Özgür Toplum sistemi (KODAR)

KÜRDISTAN Özgür Yaşam Partisi (PJAK)

Tıkla & oku / İlgili Konular: