HDP: Erdoğan sisteminin ömrü iki yıl

Halkların Demokratik Partisi (HDP)'nin Dış İlişkilerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy, 24 Haziran seçimlerin ardından ülkede inşa edilen yeni yönetim modelini, ekonomide yaşanan gelişmeleri ve Türkiye'nin dış politikadaki yönünü değerlendirdi.

Artı Gerçek'ten Esra Koçak Mayda'ya konuşan Özsoy, Erdoğan çok uzun sürmeden IMF ile masaya oturmak zorunda kalacağını söyleyerek, Erdoğan'ın dış politikada da kendisine yeni partnerler bulmak zorunda olduğunu ifade etti

Mayda'nın soruları ve Özsoy'un yanıtları şöyle:

- Ekonomi ile başlayalım. Kabinenin belirlendiği akşam dolar rekor seviyeye ulaştı ve 4.90'ları gördü. Bu hem dış basında hem de içerde Hazine ve Maliye Bakanı yapılan Berat Albayrak'a güvensizlik olarak değerlendirildi. Siz de bu görüşe katılır mısınız?

Kesinlikle bir güvensizlik söz konusu. Çünkü ülke ekonomisini bir aile ekonomisine çevirdi Erdoğan. Erdoğan damadını ekonominin başına getirerek tüm kamuoyuna şu mesajı veriyor: Ülke ekonomisi artık her türlü benim kontrolümde olacak, istediğimi yapabileceğim. Dolar artar yükselir, bunun dışında ekonominin içerisine girdiği darboğaza bakılmalıdır. Reel ekonomisi tamamen çökmüş, hem iç hem dış borcu neredeyse trilyon dolara yaklaşmış bir ülkede, ekonomi, dış politika ve demokrasiyi birlikte değerlendirmek gerekiyor. Ülkede siyasal anlamda bir normalizasyon, ekonomik anlamda bir istikrar sağlayamadığınızda ekonomiyi de toparlayamıyorsunuz. Yani sorun entegre bir sorunudur. Bizim öngörümüz Erdoğan çok uzun sürmeden IMF ile masaya oturmak zorunda kalacak. Bu darboğazdan çıkma şansı çok fazla yok. Bu anlaşmayı da yerel seçimlerden sonraya ertelemek için can havliyle uğraşıyor. Fakat bu devlet aklıyla Erdoğan'ın bu ekonomik krizin önünü alma imkânı yok.


- Erdoğan yeni kabineyi belirledi. Kamuoyunda dikkat çeken isimler var. Bu yeni kabineyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tam bir savaş kabinesi. Genel Kurmay Başkanı Savunma Bakanı yapılmış, Süleyman Soylu’da ısrar edilmiş, Dışişleri Bakanı ile Adalet Bakan’ı da değişmemiş. Belli ki Erdoğan, eskiden uyguladığı politikaları daha militer bir biçimde uygulamaya devam edecek. Bu kabineyle devam eden bir savaşın daha militer bir güç kazanacağını söylüyoruz. Dışarıda Erdoğan bir takım pragmatik çıkışlar yapabilir. İktidarı ele geçirmek demek bir ülkeyi yönetebilmek anlamına gelmiyor. Ülkede siyasal, ekonomik, toplumsal istikrar sağlamanız gerekiyor. Bunu yapabilmek için de dünya ile ilişkilerinizi düzenlemek zorundasınız. Türkiye'nin ekonomisi yüzde 50'nin üzerinde Avrupa Birliği’yle entegredir mesela. Siz Avrupa ile ilişkilerinizi düzenlemeden nasıl yapacaksınız bunları.

- Bu çerçevede Erdoğan'ın dış politikada verdiği mesajları, buradaki portresini nasıl görüyorsunuz?

Erdoğan dış politikaya da bir tüccar mantığıyla yaklaşıyor. ‘Siz bana karışmayın ben sizin istediğinizi yaparım’ diyor. Fakat bu yürüttüğü politika onlarla iyi ilişkiler geliştirerek devam edemez. Erdoğan dış politikada kendisine yeni partnerler arayacaktır. Şu anda bir düzeyde İngiltere ve Rusya ile ilişkileri tutturmuşa benziyor. Fakat bu kendisini kurtarmayacak. Erdoğan küresel sitemde kendisine yeni bir eksen bulmadan; bu yapısal sorunlara yani ekonomiye, dış politikaya, demokrasiye, hukuk meselesine, Kürt sorununa ciddi anlamda bir yaklaşım değişikliği göstermeden bu krizi aşamayacaktır.

Ortadoğu’da yine devam eden bir savaş söz konusu. Erdoğan oraya dair de militarist bir söylem içerisinde. Özellikle Kürtlere saldırıyor. Oradaki yandaşlarını da kaybetmiş durumda. Dolayısıyla Erdoğan’ın hem Avrupa’da hem de Ortadoğu da yürüttüğü politika duvara toslamış durumda.

- Peki, hem bu hükümet, hem bu yeni sistem, hem de var olan AKP-MHP ittifakı ile ülkede neler yaşanacak sizce?

Ben Erdoğan'ın kurduğu başkanlık sistemi ile iki yıldan fazla yaşayabileceğini öngörmüyorum. Zira hem dış politikada yaşadığı çöküş, hem ülke ekonomisine ilişkin yaratmış olduğu kriz durumu onu fazla ayakta tutamayacak. Seçimleri öne çekmesi, dediğiniz gibi MHP ile bir ittifaka girmesi bu olası çöküşün de göstergesidir. Ancak bu süreç içerisinde muhalefete oldukça iş düşüyor. Çöküş kaçınılmaz. Ama bundan sonra nasıl bir siyasal sistem, nasıl bir toplum modeli, nasıl bir ekonomi yaratılacak buna ilişkin muhalefet olarak alternatifler oluşturmalıyız.


- İktidarın HDP’ye uyguladığı sansürü nasıl değerlendiriyorsunuz? Davetlere çağırmıyor, iktidar temsilcileri HDP'yi tanımlarken ‘terör örgütünün siyasal kanadı’ diyor. Belli ki bu söylem bu dönemde artarak devam edecek.

Onlar bizi görmüyor diye biz yok olmuyoruz. Burada medya gücünü de küçümsememek lazım. Biz Türkiye'deki geniş toplumsal kesimlere kendimizi anlatma fırsatı bulamıyoruz. Erdoğan'ın yüze yakın televizyon kanalında sabahtan akşama HDP'ye küfür ediliyor, iftira atılıyor, aşağılama politikası uygulanıyor. Ancak bu vahşi saldırılara rağmen halk fikrini değiştirmiyor. Bizi daha fazla oyla onurlandırıp yine meclise gönderdi. Yani iktidarın elinde ne olursa olsun insanlar artık gerçek bilgiye farklı mecralardan ulaşmasını öğrendi. 7 Haziran'dan sonra bilgiye ulaşma kaynaklarını gözden geçirdi.

Tıkla & oku / İlgili Konular: