Kürt araştırma şirketi: HDP 1 Kasım oylarını yakalamış değil, baraj tehlikesi çok ciddi


Nurcan Baysal'ın, Ravest kamuoyu araştırma şirketi kurucularından Reha Ruhavioğlu ile yapmış olduğu röportaj dün Ahval'de yayınlandı. Hak İnisiyatifi kurucularından da olan Reha Ruhavioğlu, HDP'nin Mayıs ayı başı itibariyle 1 Kasım oylarını yakalayamadığını ve bu nedenle baraj tehlikesinin çok ciddi olduğunu iddia etti.

Ruhavioğlu ile yapılan röportajın ilgili kısmı şu şekilde:

-Maalesef önümüzdeki seçimler için de Kürt partiler Kuzey’de bir birlik oluşturamadılar.

HDP mevcut seçimler özelinde batıda nasıl sol adaylarla, sol gruplarla bir sinerji yakalanıp bir ittifak yapılabildiyse, bölgedeki diğer Kürt gruplarıyla, hareketleriyle, partileriyle daha taviz kar ya da daha olumlu sonuçlanacak bir birliktelik kurabilmesi gerekiyordu. Burada kim suçlu, kim günahkar çok bilmiyoruz. Detaylara çok vakıf değiliz. Maalesef Kürtler arası bir ittifak gerçekleşmedi.

HAKPAR bağımsız adaylarla giriyor. Diğer bir kaç küçük AZADİ gibi, PAK gibi, PSK gibi partiler de ittifak kurulamadığını söylediler. HÜDA-PAR’la bir şey söz konusu olamadı.


-HÜDA-PAR zaten AKP’yi destekleyeceğine ilişkin bir açıklama yaptı.

Başkanlık seçiminde Erdoğan’ı destekleyeceğini söyledi ama öncesinde biliyorsunuz bir ittifak söylentileri vardı. Olabilirliği düşük bir şeydi zaten, ancak belki bir araya gelinebilirdi. Şimdi biz barış meselesini de çalışan, buna kafa yoran insanlarız. Bunu sen de çok iyi biliyorsun, devletle PKK ya da hükümetle HDP arasında her şeyin kötü gittiği dönemde bile bir diyalog kanalının açık olması gerektiğini söyleyen insanlarız bizler. Böyle durumda tabi ki HDP ile HÜDAPAR arasında bir diyalogun olması çok önemli.

-Araştırmaya dönecek olursak, beni şaşırtan bir diğer sonuç, “başkanlık referandumu tekrar yapılsa, hangi seçeneğe oy verirdiniz?” sorusuna verilen yanıtta değişiklik çok az görünüyor. “Hayır” diyen yine hayıra verirdim diyor, “evet” diyen de yine evete verirdim diyor.

Referandumda “evet verdim yeni evet veririm” diyenlerin oranı %34. “Hayır verdim yine hayır veririm” diyenlerin oranı %42.6, kararsızlar %17,4. “Evet verdim, bugün olsa hayır verirdim” diyen %3.4. “Hayır verdim bugün olsa evet verirdim” diyenler %1.5. Bu son grubu nasıl açıklayacağız bilmiyorum.

Bunlar bazen anketörü yanıltmak için söylenebiliyor, bazen de ya lanet gelsin başkanlığa verelim ne oluyorsa olsun diye düşünenler var. Ama kararsız ve “evet verdim ama bugün hayır verirdim” diyen %20’lik bir kesim var. Bu az bir kesim değil. Bölgede ilk defa 7 Haziran’da HDP’ye oy vermiş, 1 Kasım’da da vermiş, sonra referandumda evete dönmüş muhafazakar, dindar Kürtler var.


Yani Bölgedeki AKP seçmeninin beşte biri şu anda kararsız. Bugün referandum olsa ne yapacağını kestiremeyen ya da evet dediği için pişman olmuş %20’lik bir kesim var. Bu kararsızların kahir ekseriyetinin biz evet verenler arasından olduğunu biliyoruz. Yani hayır ile evet arasında ki makas hayır lehine daha fazla açılmış görünüyor.

-Araştırmanıza göre, HDP’nin bu şehirlerde en geriye düştüğü 16 Nisan 2017 sonuçları baz alınacak olursa, HDP, yükselen bir ivme kazanmış görünmekle birlikte bu şehirlerin genelinde hala 1 Kasım 2015 oyunun altında görünüyor, bunu açar mısın?

1 Kasım’dan sonra biz 16 Nisan referandumunu yaşadık.16 Nisan referandumuna kadar biz bir darbe yaşadık. Hükümet ve devlet buradaki toplumsal rızayı ya da meşrutiyeti iyi, kötü kendine biraz daha çekebildi. Yani HDP oyları 7 Haziran’dan 1 Kasım’a düştü ama 1 Kasım’dan 16 Nisan’a kadar da düşmeye devam etti. Bir kere bu noktada biz eminiz.


AKP oyları da Bölgede 16 Nisan referandumuna kadar yükselmeye devam etti. Bölgede 25 bin oy aldığı yerden oyları 75 bine çıktı. Katılım oranı da çok düştü. Bu sandığa gitmeyenlerin çoğu HDP seçmeniydi. Referandumda toplamda HDP’den evete geçmiş iki yüz bin kadar oydan bahsedebiliriz. Varto gibi yerlerde örneğin AKP 1 Kasım’da bile 25 bin oy almışken, 16 Nisan referandumunda bunun iki katı kadar oy aldı.

Bir kaç sebebi var bunun. Birincisi ilk kez HDP’ye oy vermiş insanlar hemen çatışmanın geri dönmesiyle birlikte bu oylarını geri çektiler. Çünkü bu insanlar daha önce AKP’ye oy veriyorlardı. İkincisi, bütün bu şiddetin üstüne bir de darbe geldi. Ve sürekli hedefte Tayip Erdoğan vardı. Yani odak kişiydi. Bir parti siyasetinden kişi siyasetine dönüşmüş oldu.

Ve bu adam şunu söyledi. Ben başkanlık sistemini getirmek ve işi çözmek istiyorum dedi. İnsanlar belki olabilir diye düşündü. 16 Nisan referandumunda AKP’nin bölgedeki en temel propaganda argümanı şuydu: Başkanlık geldiğinde Kürt sorununun çözümü daha kolay olacak. Ve o dönemde HDP nin üzerindeki baskılar çok yoğundu, sokağa çıkamadı. Burada HDP’nin müzik çalan otobüsü mühürlendi. Mikrofon alındı. Orantısız bir devlet gücü ile HDP susturuldu.


HDP bir barış projesiydi. Dolayısıyla barış ortamında insanlar oylarını AKP’den alıp HDP’ye getirdiler. Bölgede ki Kürtler açısından söylüyorum. Çatışma döndüğünde suçluya suçsuza belki bakmazsızın geri dönenler oldu.

Bir de istikrar kilit bir argümandı. İstikrar olmadığı için bunlar oluyor, istikrar olsa Bölgede beyaz toroslar dolaşmaz, bir daha ekonomi bozulmaz… vs. dendi.

Dolayısıyla 16 Nisan referandumuna kadar AKP oyları yükseldi. Ama 16 Nisan’dan sonra AKP oyları düşmeye, HDP oyları ise Bölgede yükselişe başladı. 5-6 Mayıs’ta yaptığımız araştırmaya göre HDP Bölgede %47-48 bandında, referandumdaki oylarının 3-4 puan üzerine çıkmış durumda.

-HDP barajı geçecek mi, ne düşünüyorsun?

Şöyle bir durum var. HDP yükselmeye devam ediyor. AKP de düşmeye devam ediyor. Bu hafta sonu bir araştırma daha yapacağız farkı görebilmek için. Ama 5-6 Mayıs verileriyle konuşacak olursak, henüz HDP kendi 1 Kasım oylarını yakalamış değilken baraj tehlikesinin çok ciddi olduğunu söylemek mümkün. Yani bütün Türkiye sathında bir araştırma yapmadık. O yüzden net bir şey söylemek mümkün değil.

Ancak şunu söyleyebilirim. Türkiye sathında araştırma yapan güvendiğimiz kaynaklarla kendi verilerimizi karşılaştırdığımızda bizim HDP’nin baraj altında kalma olasılığı kaygımızın yerinde bir kaygı olduğunu görüyorum. Ama Bölgede bir 7 Haziran havası var, bu oylarda bir patlama yaratabilir. Ancak 7 Haziran aktörleri yok.

Yani 7 Haziran’ın HDP’si yok. Saadet muhafazakâr oylara oynuyor. Saadet ile HDP’nin toplamı o sinerjiye ulaşabilir mi bilmiyorum. Burada önemli olan ve belirleyici olan %20’lik kararsız muhafazakâr Kürt oyları.


AKP’nin giderek sertleşen politikası, OHAL’den sonra HDP’ye nefes aldırmayışı, referandum sırasında Barzani’ye karşı kullandıkları dil…

Bütün bu söylemin küstürdüğü ciddi bir kitle var. Bu kitle şuan AKP’den kopmuş, bir yerde bekliyor. Bu kopanların bir miktarı HDP’ye, bir miktarı da Saadet’e geçmiş durumda.

Diyelim ki kopan %20 ise bunun % 5-6’sı dağılmış durumda. Yalnız %14-15’i hala bekliyor, kararsız. AKP’nin, HDP’nin ve Saadet’in ve hatta HÜDA-PAR’ın ne yapacağını bekliyor. Şimdi AKP bunları iteklemeye devam ederse bunların doğal olarak Kürtlük üzerinden HDP’ye gelmeleri muhtemel. HDP bunlara muhafazakar tonu da içeren bir Kürtlükle hitap edebilirse, seçime kadar kalan sürede HDP bu kitleyi kendisine çekebilir.

-Bu durumda son ay çok önemli oluyor sanırım.

Evet. Eğer HDP bu kararsızları kendine çekebilirse 1 Kasım oyunun üstüne de çıkabilir.

Birçok insan bu seçimleri Türkiye’nin son şansı olarak görüyor. Eğer AKP alırsa Türkiye artık tam bir karanlığa gömülecek düşüncesi sadece içerde değil, dışarıda da hâkim. Sen ne düşünüyorsun, bu artık son şans mı?

Bu kadar kötümser değilim. Türkiye kabul edelim, etmeyelim çok daha kötü zamanlar da yaşadı. Dersim tertelesi gibi. Ama şunu söyleyebilirim. AKP on altı yıldır bir sistem yürütüyor ve bu giderek daha merkezi, gücü tek adamın elinde toplayan bir sisteme dönüştü. Bütün devletin, ülkenin yönetimi bir adamın iki dudağı arasında.


Fakat AKP’nin bu sistemi kurarken seçtiği yöntem muhalefetin eline de güçlü bir argüman veriyor. Yani iki turlu seçim değil de, tek turlu seçim getirebilirlerdi ve bu meclisten ve de referandumdan geçebilirdi. Ve biz hiç bir şey yapamazdık bunun karşısında. Yine bu ittifak yasası mesela. MHP için getirildi ama bakın ne oldu. Saadet partisini, İyi partiyi meclise taşımanın garantisine dönüştü.

1 Kasım’da muhalefetin çoğunluğu alması mümkün değildi. Ancak bugün mümkün. Eğer HDP barajı geçerse çok büyük bir ihtimalle meclis çoğunluğu muhalefetin elinde olacak. Anlaşabilirlerse bu durumda seçim ikinci tura da kalmış olacak. İkinci tura kaldığında muhalefet kazanırsa zaten her şey başka olur.

Birinci ya da ikinci turda Tayip Erdoğan’ın kazanmasına rağmen meclis çoğunluğu muhalefetin elinde olursa öyle bakanlar kurulu kararnameleriyle ülkeyi istediği yönetemeyecekler. Çünkü bir meşrutiyet krizi doğacak. Ve bu bizi hemen başka bir seçime götürecektir.

Bu meşrutiyet krizinin bizi götüreceği yeni bir seçimin ben AKP ve Erdoğan’ın aleyhine olacağını düşünüyorum. Eğer meclis çoğunluğunu kaybetmişlerse, başkanlığı da kaybedebileceklerini düşünüyorum. Ancak devletin nasıl planları var. Elbette biz bunu bilmiyoruz. Biz doğal akıştan bahsederek bir öngörüde bulunuyoruz."

Tıkla & oku / İlgili Konular: