Trump'ın yeni silah satışı hamlesi diyor ki: Kürtler ittifak kurmazsa soykırıma uğrar - BEDEL ENCU

ABD Başkanı Donald Trump, seçildiği günden beri daha fazla Amerika (ABD) malı silah satabilmek için doyumsuz bir iştahla elinden gelen her şeyi yaptı. Bu uğurda yabancı liderlerle yüz yüze görüşmeler yaparak, satış konuşmaları gerçekleştirdi. Peki bu doyumsuz iştahın Kürtlere etkisi ne ve nasıl olacak?

Makale: Bedel Encu / ZERnews

Trump yönetimi; yeni Konvansiyonel Silah Transferi (CAT) politikası ve İnsansız Hava Sistemleri (UAS) ihracat politikası kapsamında, özel ABD savunma şirketlerinin artık birtakım geleneksel silahları ve daha geniş yelpazeli insansız uçaklarını "müttefiklerine" satmalarına izin vermeyi planlıyor.

Başkan Trump'ın defalarca vurguladığı iki basit kural vardır; "Amerikan malı al, Amerikalı işçi çalıştır" (Buy America, Hire America).

Bu yaklaşıma göre; daha çok Amerika malı alan, en büyük ABD desteğini alır.

Trump'ın bu yaklaşımı, Ortadoğu ve Kürtlerin kaderini doğrudan etkileyebilecektir. Örneğin Türkiye Hükümeti ve Irak hükümetine dev bütçeli silahlar satarak onları Kürt güçlerine karşı çok güçlendirmiş olacak. Sadece Kürtler değil, ülkedeki hükümetlere muhalif olan tüm kesimler bundan olumsuz etkilecektir.

Hatırlayalım; geçtiğimiz Ekim ayında ABD, gelişmiş Abrams Tankları'nı, Irak için çalışan Haşdi Şabi ve Hizbullah'a Kürtlere karşı kullanması için verdi. Ki bu iki askeri örgüt İrancı olup ABD düşmanıdır, insan hakları ihlalleri ile ön plana çıkıyorlar. Peki sadece Kürtlere karşı mı kullandırdı? Sünni Iraklı Araplar da -İrancı güçlere verilen- ABD'nin bu gelişmiş silahlarının kurbanı oldu.

Öyle görünüyor ki, Trump yönetimi için ahlaki değerler, cephedeki müttefik gücü sahiplenmek ve  insan haklarının üstünde bir değer var: Parayı veren hükümetler, düdüğü çalar.

Bu ülkelerdeki hükümetlerden aldığı büyük paralar karşılığında, Kürt güçleri veya hükümetlere muhalif kesimleri savunabilir mi? Bu da önemli bir soru. Nitekim son zamanlarda Trump, Batı ülkelerinden Suriye'de Türkiye hükümetinden taraf olmalarını istedi. Özellikle bu talebini tek Kürt dostu ülke olan Fransa'nın Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a iletmişti.

Düşünün ki, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 11 ülke en az 440 adet F-35 jetin alımı için ABD ile anlaştı. 37 milyar dolar değerinde olması beklenen anlaşmanın bir rekor olduğu belirtiliyor.

İlginçtir ki Uluslararası Soykırım İzleme Kurumu önceki gün yaptığı açıklamada Kürtlerin kısa süre içinde soykırıma uğrayacaklarını ön gördüklerini, bu konuda tecrübeli olduklarını ve Kürtlerin soykırım dosyasını hazırladıklarını bile açıkladı. Bu açıklamanın tercümesi ZERnews'te yayınlandı.

Daha da ilginci İngiltere, Almanya ve ABD yetkilileri ile üst düzey komutanları geçtiğimiz yaz Haziran ayında Kürt partileri ile ortak bir toplantı yapmış "Birleşin, birleşmezseniz soykırıma uğrayacaksınız" demişti. Birkaç ay sonra birleşmeyen Kürtlerin başına Kerkük ve ardından Afrin felaketleri geldi.

Peki bütün bunlar olurken Kürt siyasi partileri ve Kürt halkı ne alemde dersiniz? Birlikte hareket etmek yerine, birbirlerinin dedikodusunu yapmakla meşgul. Bildiğiniz mahalle erkeklerinin basit dedikoduları gündemlerini meşgul ediyor. Halbuki bu süreçte birbirine kenetlenerek birleşmeleri gerekiyor.

...

ABD Ticaret ve Üretim Politikası Başkanlığı Asistanı ve Beyaz Saray Ticaret ve Üretim Politikası Ofisi Direktörü Peter Navarro'ya göre "Trump yönetimi özel savunma sanayisini güçlendirecek, silah ticaretini müttefiklerine yönelik bir koz olarak kullanacak".

Trump yönetiminin politikanın potansiyel ekonomik faydalarına yaptığı vurgu, "önce Amerika" adlı daha kapsamlı mesajı ile tutarlı olsa da, Perşembe günkü açıklamalarda verilen ayrıntıların eksikliği de soruları gündeme getiriyor. Bu soruların en önemlileri insan hakları ve dünya barışına etkileridir.

Uluslararası Politikalar Merkezi'nde Silah ve Güvenlik Projesi Direktörü William Hartung'a göre Trump yaptığı işleri sürekli ön plana çıkarıyor, ancak insan hakları konusunda kaygı uyandırıyor.

Trump'ın önümüzdeki aylarda yurt dışına silah satışı konusunda daha büyük adımlar atacağı artık biliniyor. Bu amaca yönelik olarak önümüzdeki 60 gün içinde yeni bir düzenleme yapılacak.

ABD yönetimine göre, silah sattıkları müttefikleri kendilerine bağımlı kılıyor. Onlara daha az silahla daha etkin mücadele fırsatı sunuyor.

ABD silahlarını kullanan ülkelerin Çin ve Rusya sistemlerine güvenlerinin azalması, Trump yönetimini silah satışını arttırmaya daha da itiyor.

Tabii bu satışlar ABD'nin de müttefiklerini verdiği para oranında daha çok sahiplenmesi anlamına gelecek.

Trump'ın uygulamaya koymak için çalışmalar yaptığı bir planı da şudur: Savunma şirketleri ve ABD siyasi yetkililerinin, Amerikan silahlarını yurtdışında tanıtmaları için daha fazla yetki vermek.

Artık özel şirketler ve siyasi yetkililer silah satışı konusunda daha fazla söz sahibi olacak gibi görünüyor.

Bütün bunları yaparken, silah transferleri risklerine, demokrasi, insani kaygılara odaklanmak yerine, ekonomik ve politik faydaları ön planda tutulacak.

ABD Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı'na göre, ABD hükümeti 2017 yılında yabancı ortaklara yaklaşık 42 milyar dolar değerinde silah sattı.

Bakalım Trump'ın bu daha çok silah satma ve salt ticari düşünen zihniyeti dünya ülkeleri ve özellikle Ortadoğu'yu nasıl etkileyecek.

Silah satışı yapılırken insan haklarının arkaplanda tutulması, önemsenmemesi pek hayra alamet gibi görünmüyor.

Özellikle Uluslararası Soykırım İzleme Örgütü'nün "Kürtler soykırıma uğrayacak" açıklaması karşısında Kürtlerin bütün ideolojik ve inanç farklılıklarını kendi özeli sayarak, birbirine kenetlenmesini gerekli kılıyor. Nitekim bütün ideoloji ve inançlar insanın varlığını, huzurunu sağlamak içindir. Soykırımların sebebi haline getirilmemelidir. Çünkü aşağıdaki videoda görüldüğü üzere; ÖSO Afrin'de 16 yaşındaki 3 Kürt kızına tecavüz ederken onların hangi din ve ideolojiden olduklarını sormamıştı, hangi Kürt partisini desteklediklerini hiç sormamıştı. Daha da önemlisi Türkiye, ABD, İsrail, Ukrayna, Çin, Rusya, Almanya, İtalya, Hollanda... gibi çok sayıda ülkenin bunu yapan ÖSO'ya Afrin'de direk destek verdiği artık biliniyor. Çıkarılacak ders şudur: Tek kurtuluş yolumuz birlik olmak, ittifak kurmaktır.

Tıkla & oku / İlgili Konular: