İdris Barzani: Eylül Devrimi komutanı, Peşmerge'nin bilge dostu ve lideri

Mela Mustafa Barzani’nin oğlu İdris Barzani, 1944 yılında Barzan köyünde, "Kürdistan'daki bütün ulus ve bileşenler için 3. Barzani devrimi” mücadelesi şartlarında doğdu, 31.01.1987'de Urmiye'de kendi yurdunda mülteci bir lider olarak vefat etti. İdris Barzani şimdiki Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani'nin babası, Başkan Mesut Barzani'nin abisidir.

Makale: Bedel Boseli / ZERnews
İdris Barzani 3 dil biliyordu; Kürtçe'nin 2 lehçesi, Arapça ve Farsçayı  çok iyi biliyordu. Bu 3 dilin edebiyatına güçlü bir hâkimiyeti vardı. Hitabet ve etkileme konusunda muhteşemdi. Çok kitap okuyan bir insandı. Araçta giderken, cephede ve her yerde bol bol kitap okurdu. Daha çok edebiyat, tarih, Kürt ulusu ve din üzerine okurdu. Kürt edebiyatının yıldızları Melayê Ciziri, Ehmedê Xani ve Wefayi’nin eserleri her zaman yanındaydı, şiirleri ezberindeydi. Peşmergesini ata bindirir kendisi yaya giderdi...
Bu makalede İdris Barzani'nin yaşam yaşam öyküsüne baktıktan sonra, zamanının Peşmergeler'inin anlatımıyla kişilik özellikleri ve anılarını yazacağız.

1945 yılında Kürdistan’ın doğusundaki Mahabad şehrinde Kürdistan Cumhuriyeti kurulunca, babası komutan Mustafa Barzani'nin askerleri ile berber bu kazanımı ayakta tutmak üzere harekete geçti.

Mustafa Barzani liderliğinde Mahabad’da kurulan Kürdistan Cumhuriyeti'ne giden Barzaniler, Kürtlerin ilk Cumhurbaşkanı Qazi Muhammed’in karşısına çıkarak “Emrinizdeyiz” dedi.

İlk Kürdistan cumhuriyetinde Kürt savaşçılar için kullanılan “Peşmerge” ismini benimsediler, ilk Kürdistan Cumhuriyeti cumhurbaşkanı Qazi Muhammed’in emanet ettiği bayrağı günümüze dek hiç indirmediler, hep dalgalandırdılar.

Rusya ve ABD'nin Kürdistan aleyhine, dolayısıyla İran lehine adım atması ve başka iç-dış etkenlerden dolayı Kürdistan Cumhuriyeti soykırım ile baş başa kaldı.

Modern Kürdistan tarihinin ilk Cumhurbaşkanı Qazi Muhammed, Barzani Peşmergelerinin Mahabad’ı terketmesi için emir verdi. Mela Mustafa Barzani "Sonuna kadar direnelim" önerisinde ısrar etmesi üzerine, şimdi dalgalandırılan Kürdistan bayrağını Mustafa Barzani’ye teslim ederek  “Bunu ancak Barzaniler ileride özgürce dalgalandırabilir. Bu size emanettir sahip çıkın…. Cumhurbaşkanı olarak emrediyorum Mahabad’ı terkedin, savaş çıkarsa halkım soykırıma uğrayacak. Ben teslim olacağım, beni yakaladıklarında kinleri söner, hınçlarını benden çıkarırlar, halkım daha az zarar görür ” dedi.

İşte, İdris Barzani ve Kürdistan Cumhuriyeti’nin özgürce dalgalanan bayrağı altında doğan Mesut Barzani bu psikoloji ve Qazi Muhammed'in bu emaneti ile büyüyecekti.

Mahabad merkezli Kürdistan Cumhuriyeti yıkıldığında, İdris 3 yaşındaydı. Baba Barzani 500’ü aşkın Peşmerge ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne gitti. Bu Kürt ulusunun sesini dünyaya duyurmak ve Ulusların Kendi Kaderini Tayin Etme Hakkı vurgusunu yapmak üzere düzenlenmiş politik-askeri bir yürüyüştü. Barzaniler bu yürüyüşte 3 devletle savaşarak ilerledi. Zamanın süper gücü olan Sovyet Birliği'ne yürümek, Güney Kürdistan'a yürümekten çok daha zordu, ama bunun tarihi önemi vardı.

Bu yürüyüş Kürdistan için tarihi ve önemli idi. İdris ve kardeşi Mesut, 11 yıl boyunca Irak devleti taradından -çocuk yaşta- Bağdat ve Basra gibi Kürdistan uzak Irak kentlerinde ve Musul’da gözetim altında esir hayatı sürdü. Irak Komünist Partisi'nin iktidara gelmesi ile Kürtler bir ulus olarak tanınıyor, Kürdistan daha özgür bir süreci yaşıyor. Bu şartlarda 1958’de İdris Barzani, Bağdat’a eğitim almak için gitti.

Daha sonra İdris Barzani, Kürdistan’a döndü ve Eylül Devrimi'nin komutanlığını yaptı. İktidarını güçlendiren Irak Komünist Partisi, daha sonra Kürtlerin haklarına birer birer el koydu ve işte bu nedenle 1961 yılında Mela Mustafa Barzani liderliğinde Eylül Devrimi başladı.

İdris Barzani’nin komutanlık yaptığı bu devrim mücadelesinin en önemli özelliği tüm Kürdistan parçalarından katılımın olması ve ilk olarak tüm Kürdistan parçalarında ortak ulusal uyanışa vesile olmasıdır. İdris Barzani bu devrim mücadelesinde Kürdistan adına Bağdat ile görüştü, masaya oturdu. Özellikle 11 Mart anlaşması ile Kürdistan için masa başında büyük kazanımlar elde etti.

İdris Barzani yaşamı boyunca Kürdistan partilerinin birliği için üstün bir çaba gösterdi. YNK ve PKK dahil tüm parti liderleri ile sıkı bir diyalog içindeydi. KDP tarihi içinde “Kürdistan Birliğinin Mimarı” olarak tanımlanır.

İdris Barzani, Peşmergeyi komuta ettiği süreç içerisinde bilge ve mütevazı kişiliği ile bilinirdi, Peşmerge ile aynı ortamda yer içerdi. Yaşam tarzıyla bir "komutan" değil de normal bir Peşmergeydi.
Dönemin Peşmerge liderleri İdris Barzani'yi şöyle anlatıyor:

- “Birgün ağaçlara bakım yapıp budadığını gördük. Ona ‘Efendim yapmayın elinizi keseceksiniz’ dedim. O da ‘Bu ağaç halkın istifade edeceği duruma gelecek, halkımız onun meyvesinden yiyecek’ dedi.”

(Nitekim 100 yılı aşkın bir süredir Barzan bölgesinde ağaç kesmek, hayvan vahşi bir hayvan da olsa, öldürmek yasak. Barzan’da siyah yılan öldürenler bile sorgulanırdı. Bu yasak dini ve ulusal lider olan Şeyh Ahmed Barzani tarafından konulmuş olup günümüze kadar geçerliliğini korumuştur.)

- “Kürdistan’ın doğusundan (İran) Güney’e (Irak) geçmek için bir at aldı. Atına binip giderken bir Peşmerge’ye 'Ortak sen yorgun düşmüşsün, vallahi sen bu ata bineceksin!' dedi. O yaya Peşmergesi ata binerek o uzunca yolu geçtiler."

(İdris Barzani, Peşmerge komutanlarına 'Biz Peşmerge ile insanız, Peşmerge ile ayaktayız. Onları kırmayın, üzmeyin. Onlara bir şey lazım olursa, hemen bana söyleyin tedarik edelim' derdi. Peşmerge’ye daha güzel ekmek çıkarılması için kendisi bizzat fırında çalışırdı. 'Ekmeği güzel pişirin, Peşmergeyi aç bırakmayın' derdi.)

İdris Barzani 3 dil biliyordu; Kürtçe'nin 2 lehçesi, Arapça ve Farsçayı  çok iyi biliyordu. Bu 3 dilin edebiyatına güçlü bir hakimiyeti vardı. Hitabet ve etkileme konusunda muhteşemdi. Çok kitap okuyan bir insandı. Araçta giderken, cephede ve her yerde bol bol kitap okurdu. Daha çok edebiyat, tarih, Kürt ulusu ve din üzerine okurdu. Kürt edebiyatının yıldıları Melayê Ciziri, Ehmedê Xani ve Wefayi’nin eserleri her zaman yanındaydı, şiirleri ezberindeydi.

Pozitif bir insandı, Peşmergeye iyi moral veriyordu. Üzgün bir Peşmerge görünce yanına gider “Ortak üzülme, bugün zor günler geçiriyoruz yarın Allah bize huzur ve refah içinde bir yaşantı nasip edecek, güzel yarınlarımız olacak” derdi. Morali her zaman yüksek olurdu, hiç kızmazdı. Küsen, kızan Peşmerge’nin yanına gider öperdi, ‘Moralini bozma ortak, her ne istersen söyle sana temin edeyim’ derdi.

Kürdistan’ın güneyindeki (Irak) halkın, soykırım tehlikesine karşı Kürdistan’ın doğusuna (İran) göç etmesi üzerine, İdris Barzani bu ailelere sürekli hizmet ediyor, çalışıyordu.

İdris Barzani 31.01.1987 tarihinde İran devletinin istila ettiği Kürt kenti Urmiye'de, muhacir bir komutan olarak statüsünde vefat etti. Babası Mustafa Barzani’nin mezarı o zaman Şino kenti'ndeydi. İdris Barzani’nin cenazesi babasının yanında defnedildi.

Vefatı üzerinde Kürt halkı günlerce ağladı. O zamanın tanıkları “Onun için dökülen gözyaşları birleşseydi bir nehir olurdu” demekle halkın üzüntü ve vefasını vurguluyordu.

1991 yılı kurtuluş savaşı neticesinde Kürdistan’ın güneyi özgürleştirildi. 1993 yılında Babası Mustafa Barzani’nin cenazesi ile beraber kendi cenazesi, özel bir merasimle Barzan Bölgesi'ne taşındı. Halkın o törene katılımı tarif edilemez bir nicelik ve nitelikteydi.

Yorum yaz ve oku

Bağımsızlık Referandumu anketi... Fransa ve İsveçten destek açıklaması... Türkiyeden 'yanlış anlaşıldık askeri güç kullanmayacağız' açıklaması... Kerkük vilayet meclisinin yeni kararı... CHPden Kürtlere karşı savaş çağrısı... ve daha fazlası için ANASAYFAya bakın.

Tıkla & Oku / İlgili Konular: